43,5443$% 0.05
51,5237€% 0.23
59,2530£% -0.35
6.806,58%-1,47
4.834,52%-2,07
13.711,00%-1,30
Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı “Türkiye’nin Uzay Yolculuğu: Fergani Uydusu” başlıklı köşe yazısında, Türkiye’nin uzay teknolojilerinde geldiği noktayı, Fergani Uzay Teknolojileri’nin geliştirdiği FGN-100-d2 uydusunun fırlatılmasıyla birlikte analiz etti.
Avşar, bu gelişmenin Türkiye’nin uzayda bağımsız hareket kabiliyeti ve stratejik özerkliği açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Avşar, yazısında Azerbaycan’ın Gence kentinde görev yapan 20 Mehmetçiğin şehit olduğu uçak kazasına değinerek, bu acı olayın yerli ve milli üretimin önemini bir kez daha hatırlattığını belirtti.
“Her cıvatadan yazılıma kadar her şeye hâkim olmak, dışa bağımlılıktan kurtulmak bu yüzyılın en önemli bağımsızlık göstergesidir.” diyen Avşar, özellikle savunma, havacılık ve uzay teknolojilerinde yerli üretimin stratejik önem taşıdığını vurguladı.
Türkiye’nin ilk özel uydu girişimlerinden biri olan Fergani Uzay Teknolojilerİ, geliştirdiği FGN-100-d2 uydusunu başarıyla yörüngeye yerleştirerek önemli bir eşiği geçti.
Prof. Avşar’a göre bu adım, sadece teknolojik değil, ekonomik, diplomatik ve güvenlik boyutlarıyla da Türkiye’nin geleceğini şekillendiren bir başarı.
Avşar, bu projeyi “devlet vizyonu, özel sektör dinamizmi ve akademik üretkenliğin bir araya geldiği entegre bir stratejik modelin somut göstergesi” olarak nitelendirdi.
Uzay kapasitesinin artık güçlü devletlerin vazgeçilmez bir gücü olduğunu hatırlatan Avşar, Türkiye’nin Fergani projesiyle birlikte stratejik özerkliğini güçlendirdiğini, dışa bağımlılığını azalttığını ve uluslararası arenada manevra alanını genişlettiğini ifade etti.
Avşar,“Uydu verileri, askeri planlamadan kriz yönetimine kadar kritik bir rol oynayacak. Bu altyapı, Türkiye’nin savunma ve diplomasi alanlarında etkinliğini artıracak.” dedi.
Uzay yatırımlarının yalnızca stratejik değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin lokomotifi olduğunu vurgulayan Avşar, Fergani gibi girişimlerin yüksek teknoloji alanında yeni iş sahaları oluşturduğunu ve Türkiye’nin Ar-Ge kapasitesini artırdığını kaydetti.
Bu projelerin akademi-sanayi entegrasyonunu güçlendirdiğini, nitelikli iş gücü gelişimine katkı sunduğunu ve teknoloji tabanlı ekonomik dönüşümün önünü açtığını belirtti.
Prof. Avşar, Türkiye’nin uzay yolculuğunun üç aşamalı bir stratejiye dayandığını belirtti:
2025–2030: Uzay ekosisteminin kurumsallaşması, akademik ve endüstriyel kapasitenin entegrasyonu.
2030–2035: Yörünge transfer aracı ve fırlatma kapasitesiyle uzayda operasyonel bağımsızlık.
2035 sonrası: Uluğ Bey Küresel Konumlama Sistemi’nin devreye girmesiyle küresel ölçekte konumlandırma sağlayabilen bir aktör olma.
Avşar, bu hedeflerin gerçekleşmesiyle Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte söz sahibi bir uzay gücü hâline geleceğini ifade etti.
Yazısında Türkiye’nin uzay programının bilimsel, stratejik, ekonomik ve diplomatik yönleriyle bütünleştiğine dikkat çeken Avşar, “Türkiye’nin uzay kapasitesi, önümüzdeki 10-15 yıl içinde çok boyutlu bir başarı hikâyesine dönüşecek. Ülkemiz, uzayda bağımsız, etkili ve vizyoner bir aktör hâline gelecek.” ifadelerini kullandı.
Sarı otobüsler fark attı!