Kastamonu’nun Devrekani ilçesine bağlı Çeribaşı bölgesinde yer alan ve 1950’li yıllarda keşfedilen menhirler, Anadolu’nun en gizemli arkeolojik miraslarından biri olarak ilgi bekliyor.
Ünlü arkeolog Prof. Dr. Kılıç Kökten’in “Anadolu’nun en güzel menhir örnekleri” olarak tanımladığı bu devasa taşlar, binlerce yıllık geçmişe ışık tutuyor.
SESSİZCE AYAKTA DURUYOR
Anadolu’nun tarih öncesi dönemlerine dair en önemli bulgularından biri Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde sessizce ayakta duruyor.
Çeribaşı mevkisinde bulunan menhirler, ilk kez 1950’li yıllarda dönemin önemli arkeologlarından Prof. Dr. Kılıç Kökten tarafından keşfedildi. Kökten, bu alanı “Anadolu’nun en güzel menhir örnekleri” sözleriyle tanımladı.
Dikili ve işlenmemiş dev taşlardan oluşan menhirlerin ne amaçla kullanıldığı ise hala netlik kazanmış değil.
GÖBEKLİTEPE İLE BENZER ZAMAN DİLİMİNE İŞARET EDEBİLİR
Taşların bir güneş tapınağı, ritüel alanı ya da antik bir yerleşimin kutsal merkezi olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, yapıların, Göbeklitepe ile benzer bir zaman dilimine işaret edebileceği değerlendirmeleri ise bölgenin önemini daha da artırıyor.
YETKİLİLERİN DİKKATİNE
Stonehenge’i andıran görünümüyle dikkat çeken Kastamonu menhirleri, bugüne kadar yeterli akademik çalışma ve tanıtım görmedi. Ne koruma altına alınmış bir arkeolojik alan statüsü ne de kapsamlı kazı çalışmaları bulunuyor. Bu durum, Anadolu’nun en eski taş anıtlarından birinin kaderine terk edilmesi eleştirilerini de beraberinde getiriyor.
Kastamonu menhirlerinin bilimsel kazılarla gün yüzüne çıkarılmasının hem Anadolu tarihine hem de bölge turizmine büyük katkı sağlayacağı düşünülüyor.



Kültür & Sanat
Kültür & Sanat
Kültür & Sanat
Kültür & Sanat
Kültür & Sanat
Kültür & Sanat