Kastamonu’da yüz yıllardır ayakta kalmayı başarmış çam ağacı, yere doğru uzanan dallarıyla ilgi çekiyor.
İl merkezine bağlı Hacımuharrem köyünün Kozlu Mahallesi’nde bulunan ağaç 4,5 metrelik boyuyla diğer ağaçların yanında kısa görüntüsüyle de dikkat çekerken, yaşının ise 400’den fazla olduğu tahmin ediliyor.
Ağacın dalları yere doğru uzanırken, dalların bazıları toprağın altına girip sonra yeniden yüzeye çıkıyor.
Ağaç, gövdesine zarar verilmesine rağmen yıllara meydan okurken,bölge sakinleri tarafından “Kozlu çamı”, “Kınalı kız ağacı”, “Türbe çamı” ve “Secde eden çam” adlarıyla anılıyor.

Kastamonu Valiliği İl Özel İdaresi tarafından hazırlanan “Kastamonu Anıt Ağaçları” kitabında, dibinde büyük bir oyuk bulunmasına rağmen sağlığı iyi görünen ağacın saptananlar arasında en kısa boylu çam (cüce çam) olarak görüldüğü yer alıyor.
Anadolu Ajansı muhabirine ağaca dair açıklamalarda bulunanHacımuharrem Köyü Muhtarı Kadir Çavdarcı, ağaca farklı isimler verdiklerini belirtti.
Çavdarcı, bölgenin köylüler tarafından kutsal bir yer olarak görüldüğüne dikkat çekerken,”Ağacın anıt ağaç olarak kayda alınmasını istiyoruz. Ağacın şekli şemsiye gibi. Dalları yere doğru iniyor. Dalları adeta secde eder gibi yere yapışıyor.” şeklinde konuştu.

“DALLARIN YUKARI GİTTİĞİNİ HİÇ GÖRMEDİK”
Ailesinin kendisi 12 yaşındayken köye taşındığını aktaran eski köy muhtarı Mustafa Çelik de şöyle konuştu:
“Bu dalların yukarı gittiğini hiç görmedik. Dibinde de bir mezarlığın bulunduğunu düşünüyoruz. Geçmiş yıllarda gözünde, başında ağrı olan burada küçük bir çıra parçasını alır, yakarak dumanını ağrıyan yerine tüttürürdü. Ağacın kaç yaşında olduğunu bilmiyoruz. Belki 300, belki 500 yıllık. Bu sene Allah nasip etti, yanına cami yaptırmaya başladık.”

Köy sakinlerinden Süleyman Çavdarcı da ağacın bakımını yaptığını belirterek,
“Temizliğini yapar, etrafındaki otları alırım. Hayvanların yaklaşmasını engellerim. Ağacı gelecek nesillere bırakmak istiyoruz.” dedi.
“Kastamonu Anıt Ağaçları” kitabının yazarlarından Cebrail Keleş de kitabı hazırlarken gerçekleştirdikleri alan araştırması sırasında çam ağacıyla ilgili bilgi geldiğini vurguladı.
“İÇİNE YAĞMUR BİLE YAĞMIYORDU”
Ağacı ilk gördüklerinde “Böyle bir ağaç olamaz.” dediklerini ifade eden Keleş,
“Genelde gördüğümüz anıt ağaçların çok yüksek, çok kalın ve yüce bir görüntüsü vardı. Bu ise çok kısaydı. Tarlanın içinde küçük bir tümsek gibi görünen ağacın iç kısmına çok zor girdik. İçinde bizi bambaşka bir dünya karşıladı. İnanılması güç şekilde ağaç, şemsiye şeklinde o kadar güzel büyümüştü ki içine yağmur bile yağmıyordu.
Dışarıdan baktığımızda küçük bir çalılık formunda görünüyordu ama dalların küçük bir kapı gibi boş bıraktığı yerden içine girdiğimizde büyük bir odaya girmiş gibi bir his veriyor. Dalları, etrafı tamamen kapattığı için ağacın gövdesinin etrafında oda görüntüsü oluşturmuş. Ağacın formuna baktığımızda 400-500 yaşında olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.” diye konuştu.


Yaşam
Yaşam
Yaşam
Yaşam
Yaşam
Yaşam