DOLAR

43,5452$% 0.05

EURO

51,4835% 0.14

STERLİN

59,2472£% -0.36

GRAM ALTIN

6.806,50%-1,48

ONS

4.807,40%-2,62

BİST100

13.688,64%-1,46

Kastamonu °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Mustafa Fakazlı yazdı: İnebolu Anıtı

İnebolu’dan ‘misafir kalem’ Diş Hekimi ve Yerel Tarihi Araştırmacısı Mustafa Fakazlı, yazdığı makalesinde yazar ve şair Ceyhun Atuf Kansu’nun 1965 yılında kaleme aldığı “İnebolu Anıtı” adlı yazısından bahsetti.

“Ilgaz, aylık fikir sanat ve eğitim dergisi Şubat 1965 – 41 sayısında, Ceyhun Atuf Kansu’nun bir yazısı varmış. ‘İnebolu Anıtı’. Kastamonu’dan Mustafa Eski hocam bu yazıyı bana gönderdi. İnebolu konusundaki duyarlılığı için kendisine buradan teşekkür ederim.

Geçmişte İnebolu’da yaşananları hafızalarında tutanların o günlerin hatıralarının gelecekte de anılması için kalıcı bir şeyler yapılmasına dair düşüncelerini ortaya koyan bu yazı, benim de hoşuma gitti.

Tam da İnebolu’ya yapılması düşünülen bir anıt nasıl olmalı sorusuna bir yönden yanıt olabilecek bir yazı. Koruma altına alınması gereken tarihi eserlerimizden şadırvanın zamanında tescil edilip kayıt altına alınmaması nedeniyle, güncel düşüncelerle önce yıkılması sonra benzerinin yapılması sonra tekrar yıkılması ve bir daha yapılmıyor olmasını yaşadığımız bu günlerde, değişik bir fikir olarak geldi bana, isterseniz yazılanlara bir göz atalım.

Yazar İnebolu’nun Kurtuluş Savaşı’ndaki yararlılığını belirtmek için bir anıt yapmayı düşünmüş.

‘Şöyle denizden bakıldı mı adamakıllı görünen, ilk önce 1000 İnebolulu kayıkçıyı yontardım kayalara’ diyor. Belli ki, İnebolu sahilinde anıt yontulacak bütün kaya olmadığını bilmiyor, olabilir. Bunun yerine başka araçlar düşünülebilir.

‘Burnu denize doğru, dalgalarla savaşan, bir ayağı taban (faraş) tahtasına dayanmış, bir bacağını arkaya doğru kıvırıp germiş, hafifçe doğrulmuş, küreklerine yapışmış bir İnebolu kayıkçısı… Sonra, tıraşlı, yanık yüzlü, gömleğinin önü göbeğine dek açık bir İnebolu uşağı. Denizle güreşiyor. Onun yanında halkı da verirdim. Kayığa kimi ayakta, kimi oturmuş insanlar koyardım. Bunların yüzleri, giysileri, düşünceleri, bakışları, ruh halleri iyice belli olmalı.

Yorgundurlar, mahsundurlar, acılıdırlar, kuşkuludurlar, koçaktırlar, umutla umutsuzluğun sınırındadırlar. Bilinmeyen bir serüvenin eşiğindedirler. Amma kararlıdırlar. Bu çok önemli. Yorgun ama, kararlı olmak. Kayaya işleyeceğim bunları ve İnebolu kayığına. Bir vapurdan yeni inmiştirler. İlk gördükleri amansız bir denizdir ve bir inip, bir çıkan kayıklar. Kayığı yontmak için seçeceğim insanlara 3 kişiyi örnek alacağım: bir öğretmen, bir Osmanlı subayı ve bir harbiye öğrencisi. Öğretmen aydını, subay orduyu, genç harbiyeli ise, başını bir ülkeye adayan gençliğin gücünü verecek. Bunlar neden bir kayıkta birleşmesinler. Onları Anadolu çağırmıştır.

Alın yazılarını Anadolu’ya katmışlar, ulusal Kurtuluş Savaşı’na adamışlardır. Dalgalar ortasında, bu ulusal biçim değişiminde, Osmanlı’dan Türklüğe bu dönüşümde, şimdi İnebolu kayıkçısı halk, öğretmen, aydın, subay ve genç öğrenciler bir ulusal kargaşada birleşmişlerdir. Alın yazılarını birbirlerine bağlamışlardır. Osmanlı serüveni bitmiştir, yeni bir serüven başlamaktadır. Halk, aydın, subay, genç öğrenciler Anadolu topraklarındadırlar, İnebolu’dadırlar. Kayık dalgalardan kayalıkların eteğine varmıştır. Şimdi yaycılar (yaylı at arabaları) gelecektir.’

Sayın Ceyhun Atuf Kansu’nun yazısı böyle devam ediyor. İnebolu Anıtı bir başlangıçtır diyor. Bu yazıyı okurken bir kere daha inandım. Kültürel tanıtılması için Kastamonu’muz bir kültür dergisi yayınlamalıdır. Kastamonu halkevleri bu görevi üzerine almalıdırlar. Ecevit dergisi koleksiyonları herhalde bir fikir verecektir teşebbüs edeceklere. Bu yazıyı Kastamonu’da yayınlanan gazetelerimizde aynen yayınlasalar yeridir.

Yazar vapurdan İnebolu’ya inişte gördüklerinden o kadar etkilenmiş ki kayıkçıların hafızalardan silinmemesi için dağlara taşlara kazınmasını düşünmüş. Bir yerine bin tane yapılmasını önermiş ki birini yıkarlarsa diğeri ayakta kalsın.

İnsanların düşüncesi de bir eserdir. Gerçekleşmese de tarih bunları yazıyor. Yeni bir tarih yazısında buluşmak üzere hoşça kalın.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Kent Müzesinde ‘Esaretin Bedeli’ konuşuldu